Salı, Şubat 14
Cuma, Şubat 10
Çarşamba, Şubat 1
Pazartesi, Ocak 30
Pazartesi, Ekim 17
Zamane Aşkları’nı Okuyup Sevdiysen, Şimdi Yaratıcılık Zamanı!

“Peki ya sence Zamane Aşkları nasıl yaşanır?”
Soruyu yanıtla, kitapla birlikte çekilmiş fotoğrafınla birlikte 14.11.2011 tarihine kadar
duyguycl@gmail.com
adresine gönder.
En çarpıcı yanıt seninkiyse, imzalı “Zamane Aşkları” ellerinde! Üstelik sürpriz bir hediyeyle!!!
http://www.facebook.com/media/set/?set=a.192888524103727.50401.179981102061136&type=1
Etiketler:
İlişkiler,
kitap,
roman,
yarışma,
zamane aşkları
Salı, Eylül 6
Kadınları Anlama Kılavuzu

Erkekler şöyle, erkekler böyle deriz, erkekleri mercek altına alıp onları anlata anlata bitiremeyiz. Peki ama hanımlar biz sütten çıkmış ak kaşık mıyız yani? Bizim de çekilmez hallerimiz, olur olmaz değişimlerimiz yok mu? Hadi gelin bir değişiklik yapalım, bu seferki yazıyı da beyler için bizi anlama kılavuzu olarak hazırlayalım.
Evet beyler hazırsanız başlıyoruz;
Bir kadının beyninden geçenlerle ağzından çıkanlar arasında hiçbir zaman %100 senkronizasyon yoktur. Hayır derse o belki, belki derse o evet, evet derse o hayatta olmaz anlamına gelebilir. Bir kadın “beni bir daha arama” diyorsa bu “beni bir daha arama” anlamına geldiği gibi, “beni defalarca ara” anlamına da gelebilir. Hatta beni bir daha arama diyen kadın “beni arama, kapıma dayan, kul köle ol, yalvar yakar” demek istiyor bile olabilir.
“Her şeyi tamamen unuttum” diyen kadın yalancı kadındır. Kadın dediğin kirli çıkının tekidir. Asla unutmaz. Beyin korteksinin en ıssız köşelerinde dahi olsa, gerektiğinde kullanılmak üzere her türlü anıyı itinayla saklar. Evet, çok derinlere gömer fakat asla imha etmez. Acil durumlar için her zaman saklar.
“Beklentim yok” diyen kadına da asla inanmayın. En beklentisiz görünen kadın bile görüntüsüne inat bir şeyler bekler. Çünkü bir kadın asla beklentisiz yaşayamaz. Bilimsel olarak açıklamak gerekirse; potansiyel bir ilişkinin tohumları atıldığı anda, kadın beynindeki beklenti hücreleri aktive olur. Kadın o saatten sonra aramanızı bekler, sormanızı bekler, ilgi göstermenizi bekler, düşünmenizi bekler, çabalamanızı bekler… En umursamaz ilişkide bile, umursamaz görünür ama umursanmayı bekler. Yani bekler de bekler. İşte bu yüzden bir kadının ömrü beklemekle geçer.
Bir kadın asla karşısındakini olduğu gibi kabul edip, elindekiyle mutlu olmayı bilmez. Bir erkek yeterince arıyorsa daha çok aramasını ister, daha çok aradığın da daha az aramasını. Özel günleri hatırlamıyorsa zorla hatırlamasını ister, sonra da zorla hatırlamaktansa hiç hatırlamamasını. Fiziksel olarak da öyle. Mesela karşısındaki erkek kısa saçlıysa saçını biraz daha uzatmasını, hantal görünüyorsa biraz daha fit olmasını ya da giyim tarzını onun zevkine göre uyarlamasını.
Ayrıca bir kadın potansiyel ilgi manyağıdır. Bir erkeğe karşı bir şeyler hissediyorsa ilgi görmekten mutlu olması ne ala, ona lafım yok. Ama bir kadın zaman zaman hiçbir şey hissetmediği bir erkeğin ilgisinden de hoşlanabilir. O ilgiyle alıp egosunu güzelce bir siler, parlatır, cilalar sonra da ondan sıkılır ve kurtulmak için var gücüyle uğraşır. Parlayan egosuyla gördüğü ilgiyi beğenmemeye başlar, ilgiden kurtulunca da “ne olacak benim bu halim” diye yakınır da yakınır.
Kadın oldukça riskli bir canlıdır. Bir an mutluyken bir diğer an mutsuz olabilir. Her an depresyona girip, birden depresyondan çıkabilir. Bir anda parlayıp, bir anda sönebilir. Merkür’den etkilenir, havanın kasvetli olmasından etkilenir, hormonlarının çıldırmış olmasından etkilenebilir ve tutarsız hareketlerine çok güzel kılıflar uydurup, onlar için çokta şahane bahaneler bulabilir.
Bitti mi sanıyorsunuz? Tabi ki de hayır! Devamı gelecek çünkü bir kadının anatomisinden 12 ciltlik kitap yazılabilir. Ve beyler biliyorum belki de ilk kez bu yazımı sonuna kadar destekliyor ve muhtemelen kadın milletiyle ilgili yazdıklarımın hepsine katılıyorsunuz.
Ama asıl komik olan ne biliyor musunuz? Siz, bizim bu dengesiz, tutarsız ve ne istediğini bilmeyen halimizden yaka silkip, sonra da yine bize aşık oluyorsunuz!
Çarşamba, Ağustos 24
Ayrılmaz ikili Eflatun ve Ben..
Geçen yıl alıp giymediklerim bugün karşınızda..
Eflatun,mor,sarı ve yeşil renklerdeki geçen sezondan beri gözümüze sokulan kareli gömleklerden ben de tabi ki almıştım. Geçen yıl hiç giyemedim ama şu an üstümden çıkarmıyorum. Mor renk ayakkabılarıma kim ne derse desin bayılıyorum :)

Güneş gözlüklerimi iki yıl önce Milano'dan almıştım o da hiç kullanmadıklarım arasındaydı. Baktım bu sene iyi yorumlar aldı, takmaya başladım.
Gömlek ve jeanin benzerini Mavi'de bulabilirsiniz. Ayakkabılarımda eskiden beri çok sevdiğim Converse'ler gibi moda olan Keds'lere benziyor. Renk seçenekleriyle Boyner'ler de var.

Gömlek// Topshop, Jean// Bershka, Gözlük// Alcott, Ayakkabı// H&M
Çarşamba, Temmuz 27
Zamane Aşkları...
Blogumuzdan yazılarını takip ettiğiniz Duygu Özlem Yücel'in ilk kitabı çıktı!
DUYGU ÖZLEM YÜCEL
Aşka ne kadar teslim olabilirsin ya da ondan ne kadar kaçabilirsin?
İlişkiler ve kadın/erkek farklılıkları üzerine yazdığı yazılarıyla tanınan Duygu Özlem Yücel, Destek Yayınları’ndan çıkan yeni kitabında, günümüz metropol ilişkilerini tam da ondan beklenen mizahi dille anlatıyor. Kendine has yazı diliyle genç ve dinamik bir okuyucu kitlesi edinen yazar, ilk romanı olan “Zamane Aşkları”nda da okuyucularını hayal kırıklığına uğratmıyor.
“Neden artık aşklar çabucak tüketiliyor?”, “Neden herkes bu kadar umursamaz?” , “Neden kadınlar ve erkekler bu kadar farklı?”, “Neden gerçek bir aşk bulmak bu kadar zor?” , “Neden üzülen taraf hep biz oluyoruz?” Neden, neden, neden… Aklında günümüz aşklarına dair “Neden?” sorusu olanlar ve henüz bir cevap bulamayanlar için kaçırılmayacak bir roman… Akıllardaki tüm “neden”ler eğlenceli bir hikaye ile bu romanda okuyucularını bekliyor çünkü bu kitap ilişkilerin labirentli yollarında tüm bu sorulara cevap arıyor ve bize çokta içimizden bir masal anlatıyor. Tek bir farkla…
Kaderimizin bize yazdığı masallar, çocukluk masallarımız gibi değildi çoğu zaman. Bizim masallarımız öyle saf, deli divane ya da dozajı kaçmış bir mutlulukla sürmüyordu. Üstelik hesapsız bir mutlu sonla da bitmiyordu. Hayat masallarımız daha acımasızdı, daha sıradan, daha kırıcı ve daha gerçek! Tıpkı 30’una yaklaşırken yaşadığı rutin hayattan tek beklentisi sevgilisinden gelecek romantik evlenme teklifi olan Aylin ve gelen teklifin ardından alt üst olan hayatı gibi…
Oysaki o aşkların hala eski Türk filmlerindeki gibi yaşandığını zannediyordu. Peki ama gerçekten öyle miydi? Hayatta her şey gerçekten tam da planlandığı gibi mi giderdi, yoksa zamane aşkları hiçte öyle sanıldığı gibi masum değil miydi? Tam da içimizden bir hikaye, ben de bunu yapmıştım dedirten duygu durumları ve çokta tanıdık karakterler.
Bir sevgili, bir yüzük, bir Yunan Heykeli, bir Playboy ve Aylin! Cesur bir vazgeçiş, korkularla yüzleşme ve derin bir kararsızlık… Aşk bir kumardı ve Aylin ya kaybedecek ya kazanacaktı… Peki ama ne yaptı? Komik durumlar, eğlenceli anlar, sürüp giden hayatlar, karmakarışık duygular…
Çünkü zamane aşklarında kaçak oyuncular çoktu ve her yaşanan şeyin illaki bir nedeni yoktu. Ne de olsa zamane aşklarında sözler tutulmamak için verilirdi ve bu roman hepsini dile getirdi.
Bu kitabı bir solukta okuyacaksınız ve her bölümünde kendinizden bir şeyler bulup çok eğleneceksiniz.
Zamane Aşkları'nı tüm kitapçılarda bulabilirsiniz. Ayrıca kitabı indirimli online satın almak için tıklayın!
Yazarımızın imzalı kitabını kazanmak için takipte kalmaya devam edin...
Etiketler:
duygu yücel,
yazar,
yazılar,
zamane aşkları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















